Yunanistan – PKK ve Menemen

Yunanistan – PKK ve Menemen

Yazar: Serkan YILDIZ

Ülkeler, siyasi çıkarları – kazanımları ve gizli yada aleni olarak; komşu ülkelerinde kendileri için risk olan tehditleri susturmak, dindirmek, güçten düşürmek ve bertaraf etmek için farklı siyaset izlemeleri yeni dünya düzeninde oldukça tercih edilen bir yöntemdir. Ve bunun önüne geçilmesi günümüz çağında mümkün değildir. Dünya halkları üzerindeki “farklılıklar” ortadan kalkmadıkça buda aynı ekseninde devam edecektir.

Bu bağlamda; Yunanistan’ın kendi tehdit unsurları çerçevesinde gördüğü bölgesel en büyük güç olan Türkiye’ye karşı “güçten düşürme” politikaları da elbette ki mevcuttur. Bunu yapabileceği en uygun zemin ise terör örgütü PKK’ya siyasi – ekonomik – lojistik – askeri ve istihbarat olarak yardımdan geçer.

Yunanistan’ın PKK terör örgütüne ilk desteği, 1988 yılında Abdullah Öcalan Lübnan’dayken Yunan Ulusal İstihbarat Teşkilatı (Ethniki Ypiresia Pliroforion – EYP) kontrespiyonaj uzmanları Badovas ve Nagazakis ile görüşmesiyle başlar. Bu ilk görüşmede alınan kararlar Yunanistan devletinin PKK terör örgütüne yardım edeceği ve bu yardımların hemen başlayacağı yönünde olmuştur. İlk yardımlar 1990 yılına denk gelir. O dönem Yıldırım Akbulut tarafından kurulan hükümetin, Dış İşleri Bakanı olan Mesut Yılmaz bu konuda; “Komşunun bu tip çirkin yardımlarda bulunacağını sanmıyoruz” diyerek oldukça politik bir cevapla konuyu kamuoyunun hafızalarından silmiştir. 90’ların ortasında Yunanistan, PKK’ya yardım konusunda performansını daha da artırmış hatta gizleme gereğini duymamıştır. Bunu da PKK teröristlerinin yetişmesi, gelişmesi ve tatbik eğitimlerini tamamlaması için açtığı kamplarla başlamıştır. Bunlardan en bilindiği ve büyüğü; Lavrion Kampıdır. Bu kamp sadece PKK üyelerinin askeri eğitim aldıkları yer olmasının dışında en büyük özelliği; 20 yaş altı PKK teröristlerinin ideolojik – siyasi ve tarih eğitimlerini aldıkları yerdir. Ortalama 2 yıl süren bu eğitime kadar çok fazla askeri eğitim almazlar. Bu aşamanın tamamlanmasından sonra el yapımı bomba, kundaklama, Militan düzeni savaş stratejileri, 7’li – 9’lu – 11’li bölgesel baskınlar, doğal şartlarda hayatta kalma, istihbarata karşı koyma gibi daha düzenli eğitimlere geçilir. Lavrion kampı aynı zamanda PKK teröristlerinin Avrupa’ya açıldıkları resmi kapıdır. Bu manada da önemi çok büyüktür. Diğer en büyük kamp; Makedonya sınırında Kilkis bölgesindeki Nikolas Kampı’dır. Bu kamp sadece PKK’lı teröristleri değil bir çok aşırı sol militanına da askeri eğitim verir. Ve kamp yöneticileri Suriyeli PKK teröristleridir. Dimitri Elen, Xanthi, Kinesa, Dileysi gibi bir çok kampta geçmiş yıllarda Yunanistan PKK’lı teröristlere çok fazla destekte bulunmuştur. Ve bu gizli de kalmamış, komşu bundan da rahatsızlık duymamıştır.

Ancak, Yunanistan’ın PKK ile yakın ilişkileri bununla da kalmıyor ne yazık ki; 1993 yılında kurulan ve PKK’nın propagandasını yapan MED TV’nin kuruluşu için gerekli olan ortalama 50 Milyon Marklık bütçede ne yazık ki; dönemin Milliyetçi  Yunan iş adamları arasında toplanarak sağlanmıştır. Bu parayla İngiltere’den lisans alınıp, Fransa’nın desteği ile uydu temin edilimiş ve kanal propaganda yayınlarına başlamıştır.

PKK’lı aktif teröristlerden Ayfer Kaya; Yunanistan’da 17 yardım kampanyası düzenlemiş ve milliyetçi – muhafazakar Yunan bölgelerinde ki kiliselerde konuşmalar yapmış, bağış organizasyonları düzenlemiştir. Neticede o dönem PKK’nın envanterinde bulunan Strella füzelerinin ödeneklerini bu kiliselerde toplanan bağışlarla sağlanmıştır. Sırbistan’ın Novi Pazar bölgesinde tanesi 18.000 dolara alınan bu füzelerin ikmal kanalları da yine Yunanistan tarafından oluşturulmuştur. Oluşturdukları ikmal kanalı füzenin kendisinden daha pahalıya mal olsa da (Sırbistan -> Rusya -> Kafkaslar -> Ermenistan -> Bakü ve en nihayetinde K.  Irak) Yunanistan gözünü budaktan sakınmamıştır.

2000’lerin başlarına gelindiğinde ise Yunanistan yardım konusunda daha cömert davranmaya başlamıştır. Yunanistan’da Attica Bank’ta resmi bir bağış hesabı açılmış, bu hesabın reklamları yerel yönetimler tarafından hiç bir ücret alınmadan oldukça dikkat çekici billboardlarda günlerce yapılmıştır. Çok ciddi meblağlara ulaşan bu bağışlar Suriye üzerinden K. Irak’a ulaştırılmıştır.

 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması ve 1947 yılında imzalanan Paris Antlaşması gereğince Limni, Semadirek ve Doğu Ege Adaları (Midilli, Sakız, Sisam, Nikarya) ile On İki Ada’da (Stompalya, Rodos, Kalki, Skarpanto, Kasas, Piskopis, Misiros, Kalimnos, Leros, Patmos, Lipsos, Sömbeki, İstanköy ve Meis Adası) silahsızlandırılması konusunda net maddeler olmasına rağmen Yunanistan bu küçük kayalıklara “Yedek Hava Meydanları” kurarak bir uçak gemisi gibi kullanmasının yanında bazı adaların bazı bölgelerini kravüzör ve Muhrip sınıfı gemiler için sığınma bölgeleri oluşturarak bu antlaşmayı çiğnemiştir. Ancak bu ne yazık ki bununla kalmamış ve Ege’deki bir çok ada PKK’nın lojistik ve ikmal tesisi olduğu da anlaşılmıştır. Bu adalardan Kıbrıs Rum Kesimine ve oradan da Suriye’ye ulaşan ikmal kanalında ise tek sorun devriye gezen Türk Sahil Güvenlik birimleridir.

“Kırmızı” ve “Mavi”nin kavgası ne yazık ki; Kurtuluş Savaşından çok öncesine kadar gitmekte ve bu nahoş durumlar için suçludan çok “yanlışın nerede” olduğu aranmalıdır. İçinde bulunduğumuz yüzyılda bu “yanlışların” düzelmesi pek mümkün gözükmemektedir.Ancak gelecek nesillere “dost ve kardeş bir halk” mirası bırakabilmek için silahların bırakılıp ellerin uzatılması gerekliliği de hiç şüphe yok ki; “Yurtta sulh – Cihanda sulh” felsefesinin özüdür. Kalbidir. Bu bağlamda “menemen”e, “menemen” diyen suyun öbür yakasında ki halkların değil “politikanın ve siyasetin” değişmesi, değişimin uygulanması ve bu uygulamaların hemen hayata geçmesi katii suretle en acilinden lüzumludur.

About admin

Buna gözatmalısın

YUNANİSTAN’A KAÇAN ASKERLER VE ŞÜPHELER

Yunanistan’a kaçan askerler ve şüpheler Serkan Yıldız 12 Mayıs günü, gazzetta9.com’un özel haberi ile Celal …

Bir Cevap Yazın