Ana Sayfa / Son Yazılarımız / Suriye’de Siyasi Çözüm IŞİD Terörünü Bitirir mi?

Suriye’de Siyasi Çözüm IŞİD Terörünü Bitirir mi?

Suriye’de Siyasi Çözüm IŞİD Terörünü Bitirir mi? 

Erjada Progonoti

Türkiye’nin son zamanlarda ezber bozan Suriye yaklaşımı insanlarda acaba yeni sayfa mı açılacak sorusunu akıllara getirdi. Yedi yıl öncesine dönersek Türkiye; ayaklanma başladıktan sonra, Beşar Esad’a reform yapmasını ve demokratik protestoların, silah ve şiddet yolu ile bastırılmaması gerektiğini diplomatik ziyaretlerde defalarca dile getirmişti. Türkiye’nin bütün telkinlerine rağmen Esad’ın reform sözü verip, uygulamaya geçememesinin nedeni; Esad’ın beyninin yarısı sayılabilecek Muhammet Nasıf Hayırbek ve Annesi Enisa Mahluf’tur. Dönemin Dış işleri bakanı Sn. Ahmet Davutoğlu’nun bu konu ile ilgili verdiği bir demeçte: “Beşar Esad’ın problemi annesinin yaşıyor olması. Bizimle konuşuyor, sonra gidip annesiyle konuşuyordu. O da hep babasını ve Hama’da izlediği yöntemi hatırlatıyordu”. Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere Esad’ın iradesinin ipotek altında olduğu açıktır. Bu isimler,rejimi ayakta tutmak için temel bir strateji geliştirdi. Bu strateji; muhalefetin radikal İslamcı çizgiye çekerek Batı’nın muhalefete olan desteğini kesmesini sağlamak…

Suriye’de ayaklanma derinleştikten sonra yakın çevresinin telkini ile Beşşar Esad; bu çatışmayı milliyetçiler ve İslamcılar arasındaki savaş olarak tanımladı. Bu bağlamda rejim, radikal İslami motifi güçlü örgütlerin ortaya çıkışına zemin hazırladı. Esad’ın eniştesi ve aynı zamanda askeri istihbarat başkanlığı görevini yürütmüş olan Asıf Şevket,  ABD’ye karşı Irak ve Afganistan’da savaşırken tutuklanıp 2003-2005 yılları arasında Suriye’ye iade edilen El Kaide ve türevi gibi örgütlerin mensuplarını 2012 yılında Suriye hapishanelerinden serbest bırakarak radikal İslami örgütlerin, muhalefet saflarında yer almasını sağladı. Eş zamanlı olarak, Irakta ki Bucca hapishanelerinde misafir edilen, Ebubekir el Bağdadi, Ebu Müslüm Türkmani ve Nusra lideri Muhammed Colani, Maliki hükümeti döneminde hapishanelerden “kaçarak” Irak İslam devletini, Irak Şam İslam devletine dönüştürerek küresel bir terör organizasyonu inşa ettiler. Suriye rejimi dışişleri bakanı Faruk Şara’nın politikası doğrultusunda, 2006 yılında,  “Irak İslam Devletini” ABD işgaline karşı desteklediği bilinmektedir. Rejim, cihatçı unsurlarla olan yakın ilişkisini, muhalefeti radikal çizgiye itmekte kullanarak hedefine ulaşmıştır. Böylece Esad, halkın meşru taleplerini karşılamayıp, bu talepleri silahla bastıran bir diktatörden, terörle savaşan kabul edilebilir düşmana dönüştü.

Hapishanede kaldığı dönemde Bağdadi’nin istediği mahkûmları kolayca ziyaret edebildiği ve diğer hükümlülerde olmayan hareket serbestîsine sahip olduğu iddiaları, hapishanenin IŞİD’in komuta kademesinin eğitim yuvası olabileceği kuşkularını akıllara getiriyor. ABD’nin kontrolündeki hapishanelerin radikal örgütçü yetiştirmesinin sebebi bir ihmal mi, yoksa belli bir siyasi amaç doğrultusunda ihtiyaç duyulan aktörün yaratılması olarak mı görülmeli? Bu sorunun cevabı aslında, ABD’nin Irak ve Ortadoğu politikasında gizlidir. İşgal sonrası, uzun yıllar Irak siyasetinin dışında tutulan Şiiler; iktidara taşınarak Sünniler, Baas Partisi ile ordudağıtıldı ve Irak siyaseti,etnik ve mezhepsel dinamikler üzerinden inşa edildi. IŞİD terörü ABD’nin Irak politikasının bir ürünü ve Büyük Ortadoğu Projesi bağlamında 22 ülkenin sınırlarını değiştirmekte kullanılan bir operasyon aygıtı görevi de görüyor aynı zamanda… IŞİD’in faaliyet haritasına baktığımızda bütün Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın yer aldığı görülecektir.Özetle ABD’nin Irak politikası sonucu oluşan IŞİD gibi radikal örgütleri iyi tanıyan Şam rejimi, muhalifleri bölmek ve İslamcı terörle savaşıyorum imajı vermek için bu örgütleri etkin bir biçimde kullanmıştır.

IŞİD’in bileşenleri

Örgütsel anlamda El Kaide geleneğinin devamı sayılabilecek olan IŞİD gelinen süreçte bir kısmı ile küresel bir kısmı ile yerel dinamiklere sahip, yarı devletimsi bir yapı haline geldi. Buyarı devletimsi yapının bileşenleri:

1.Irak veSuriye’de kendine siyasi alan bulamayan Sünniler… Bu grupların büyük çoğunluğu IŞİD’in ideolojisini paylaşmamasına rağmen kendilerine ait iktidar alanı yaratabilmek için örgütü destekliyor.

  1. Saddam’ın dönemi BAAS partisi üyeleri, askerler, istihbaratçılar ve dağıtılan Irak devletinin memurları… Bu kadrolar, IŞİD’indevletimsi yapıyı oluştururken vergi toplayan, kolluk görevi yapan, tankkullanan, sosyal yaşamı düzenleyen unsurlardır.
  2. Cihatçı selefi ideolojinin fikirsel zemin oluşturduğu yerlerden IŞİD’e katılan veya biat eden yabancı savaşçılar. Bu yabancı savaşçıların bir kısmı, Avrupa’da topluma adapte olamamış, sosyo-ekonomik sorunlar yaşayan; hayalini kurduğu ideal toplumu arama gerekçesi ile katılan kişilerdir, diğer bir kısmı ise İŞİD’i“kendi düşmanları” ile savaşmak için en iyi araç olduğunu düşünerek katılanlardan oluşuyor.

Sonuç olarak örgütün yerel desteğinin kesilebilmesi için Irak ve Suriye’de temsil kabiliyeti yüksek bir siyasi iktidar inşa edilmeli ve bu iktidar; etnik, mezhepsel, dini farklılıklar gözetilmeksizin, toplumun bütün farklı renklerinin yönetimde temsil edileceği çoğulcu ve katılımcı yapıya sahip olmalıdır. Hiç bir grubun sistem dışına itilmediği bir siyasi ortamda örgüt, ne ideolojik ne de askeri olarak Suriye’yi eğitim kampına çevirebilmesi mümkün değildir. Suriye’de siyasi çözüm örgütün devletimsi yapısının çözülmesini sağlar ancak siyasi çözüm sağladıktan sonra dünyanın çeşitli yerlerinden gelen savaş tecrübesi bir hayli gelişmiş bu terör kadrolarının, ülkelerine döndüklerinde, El Kaide’yi de içeren kapsayan yeni küresel bir terör formu üretmeyeceğini kimse garanti edemez.

About yazar

Buna gözatmalısın

Saudi Arabia’s Bogus Claims And The Fate Of Mohammad Bin Salman

Saudi Arabia’s Bogus Claims And The Fate Of Mohammad Bin Salman Emile Nakhleh Anyone who …