Ana Sayfa / Bölgesel Araştırmalar / ORTADOĞU ARAŞTIRMALARI / ERBİL ŞEHİDİ OSMAN KÖSE’NİN ÇANTASI

ERBİL ŞEHİDİ OSMAN KÖSE’NİN ÇANTASI

 Erbil Şehidi Osman Köse’nin Çantası…

Yazar: Serkan YILDIZ

Erbil’deki kanlı suikastın üzerinden 2 hafta geçti. Ve failler, azmettiriciler hatta o operasyonu kurgulayanların bile yakalandığını hepimiz okuduk, izledik, duyduk, gördük.

Ama gözlerden kaçan ve hiçbir medya organında göremediğim bir detay var; sanki o detay hiç olmamışçasına ne bir habere konu oldu ne de herşeyin en iyisi bilen “Güvenlik Uzmanlarımız” o konuda bir yorumda bulundular. Bir kaç internet haber portalı dışında üzerinde duran yok gibiydi. Özellikle “Havuz Medyası” bu konuya gözlerini o kadar sıkı kapattı ki, bazı kanallardan kendilerine ulaştıp (ulaşabildiklerime) sorduğumda bunun “önemsiz bir detay” olduğu bile söylendi.

O önemsiz detay neydi? 17 Temmuz’da suikast gerçekleştiği anda restoranın video kayıtları incelendiğinde; katil Mazlum Dağ’ın, operasyonu bitirip Osman Kardeşimizi şehit ettikten sonra, Osman Köse’nin yanındaki çantayı alarak hızlıca olay yerinden uzaklaştığı görülüyor. Evet, “Önemsiz olay” denilen işte bu…

Peki o çantanın içinde neler vardı? O çanta mıydı suikastin amacı, yoksa intikam tabanlı bir eylem miydi? Gözdağı mı verilmek isteniliyordu, yoksa operasyonun odak noktası o çanta mıydı?

Peki o çantanın içinde neler vardı? Osman Köse’nin alışveriş listesi? Olabilir… Küçük çocuğunun ona çizdiği bir resim? Bu da olabilir. Hatta kredi kartı ekstrelerinin bulunduğu zarflar bile olabilir. Bunlar olası muhtemel muhteviyatlar. Peki içinde bunların olduğu / olmadığı bilinen bir çantayı, suikastçı neden alelacele alma ihtiyacı duysun? O çantanın içinde bunların olduğu bilinse o çanta öylesine “kapıp kaçırılır mıydı?” 

Bu minvalde olaya bakıldığında akıllara şu geliyor: “O çantanın alınıp – götürülmesinde bu kadar önem arz edecek belge – döküman – dijital tabanlı bigi depolama aygıtları var ise, bunların o çanta içinde olduğunu bu eylemi gerçekleştirenler nereden biliyor?”

Reklam

Evet, sizler de bir sızıntı olduğunu düşünüyorsunuz aynı benim gibi. Ve bu sızıntının Erbil’de belli kısmı “Bölgesel Kürt Yönetim Vatandaşı” olan yerel çalışanlardan olacağını düşünmemek için hiçbir engelimiz yok… Dediğim gibi bu bir iddia değil, sadece “ihtimal” ve ihtimaller kimseyi zan altında bırakmaz. Bırakmaz ama… O çantada ne olduğu nasıl ve kimlerce, operasyonu gerçekleştirenlere iletiliyor? 

Peki o çantanın içinde neler vardı? Suikastçının onu bu kadar panikle (panik diyorum, çünkü video incelendiğinde bunu siz de görebilirsiniz) almasını “engaje” yada “dikte” edilmesine sebep olan neydi? Birileri ona “Bak! Mutlaka o çantayı istiyorum! Getirmezsen kendini de getirme!” Yolunda konuşmuş olmalı ki, halinden tavrından bunu anlayabiliyoruz. O çantayı getirmekle görevlendirilen bu şahıs, çantanın içine bakmış mıdır? Orada olanları görmüş müdür, bilinmez; ama götürüp teslim ettiği kişi için onun içinde bulunanlar muhtemelen “Çok çok önemli” olmalıdır.

Biraz olsun Osman Köse’yi tanıyorsam, o çantanın içinde alışveriş listesi yada kredi kartı ödeme tablosu olmadığına eminim. Tahmin ediyorum ki, konsolosluk çalışanlarına bile güvenmemesinden kaynaklı, iş yerindeki ofisinde bırakmaya cesaret edemediği muhteviyat vardı o çantanın içinde. Basit denklem: Çalışanlarınıza güvenmiyorsanız gizlilik derecesi yüksek olan evrakları orada bırakmazsınız. Dolabınızda dünyanın en iyi kilidi olsa bile…

Peki bu derece önemli olan ve gizlilik derecesi en yukarıda seyreden muhteviyat, sizce basit ve yalın bir Türkçe / İngilizce / Arapça yazılmış olabilir mi? Kesinlikle olamaz. Olması, zekaya hakaret, eşyanın tabiatına aykırıdır. Askeri belgeler ise, onların gizlilik derecesi “NATO Gizlillik Derecesi”dir. Eğer resmi belgelerse,  “kriptolu” kodlanmış, yani şifrelenmiş belgelerdir. Ve bu yazıları – dökümanları ancak kendi devletinize ait “Kripto Cihazları” ile çözebilir ve öylelikle anlaşılabilir hale getirebilirsiniz. NATO Gizlilik Derecesindeyse, NATO’ya üye ülkelerin kripto cihazları ile çözebilirsin, tüm o kargacık burgacık ve anlamazsız yazıları. Öyle sizin – bizim elimize alıp, “Vay be, şuna bak, neler yazıyor burada?” diyebileceğiniz metinler değildir o tür belgeler.

Olayın bu noktasına geldiğimizde şuna değinmek gerek: Bu kripto cihazlarını eski eşyaların satıldığı Rus Pazarlarında bulamazsınız. Bir tanesi kaybolsa tüm Genelkurmay kripto sistemi anında değişir, hatta bunun tatbikatları da yapılır zaman zaman… Çok ama çok mühim cihazlardır. Askeri birliklerde her askeri personelin giremediği, hava taaruzlarında zarar görmeyecek, hatta bir tek çıkış kapısı olan ve o kapıyı açmak için üç tane görevlinin uğraştığı odalarda tutulur.

Yani medyamızın barım barım bağırarak PKK’nın yaptığını ileri sürdüğü bu suikastta alınan o çantadaki dökümanlar PKK için hiç bir anlam ifade etmeyen A4 kağıtlarından farksız bilgilerdir. Çaydanlık altlığı olarak daha çok işlerine yarar… Çünkü; Çözemezler, açamazlar hatta anlayamazlar. Çünkü ellerinde o kriptoyu çözecek “cihaz” yoktur. Bakın, kripto dili de öğrenilebilecek bir dil değildir. O cihaz olmadan mümkün değil çözülmez. Ve PKK’nın elinde böyle bir cihaz olmadığına %100 eminim. Eğer varsa da bence çok daha farklı önlemler almamız lazım. Acele hem de!

Peki o dökümanlar kimler tarafından çözülebir? PKK olmadığına, olamadığına “imkan ve donanım” olarak bunun imkansız olduğuna eminsek, kim olabilir bu? Evet, sizin de tahmin ettiğiniz gibi ancak bir NATO üyesi o evrakları çözebilir. Bir NATO üyesi olan Polonya’nın o evraklarla çok işi olacağını sanmıyorum. Ya da Romanya’nın… O bölgede cirit atan bir NATO üyesi ülkeninözellikle son zamanlarda çok gerilmiş olan ilişkilerimizi de düşünürsek…

Evet, o dökümanlar kesinlikle onların çok ama çok işine yarayacaktır! Amaç odur! Kavga odur! “Mutlaka o çantayı istiyorum! Getirmezsen kendini de getirme!” diyen odur! O dökümanlarla bir çok gizli bilgiden fayadalanacak yine odur! Bir çok detayı fark edecek ve o detaylarla bambaşka operasyonlar kuracak yine odur! PKK’yı maşa olarak kullanan da odur! Mazlum Dağ’ı eğiten, Mazlum Dağ gibi yüzlercesini kamplarında eğiten yine odur!

Demem o ki; görüntü öyle olsa da suikast yalnızca PKK işi falan değildir efendiler! PKK üzerinden yıllardır devletimize çomak sokan yine aynı “o”dur!

Gözlerimizi sıkı sıkı kapatıp şehitlerimize dua etmek yerine artık gözlerimizi açıp, etrafımıza bakmanın zamanı gelmedi mi?

About admin

Buna gözatmalısın

HÜRMÜZ SALDIRILARI İRAN’DA REJİM DEĞİŞİKLİĞİNİN SİNYALİ Mİ?

Ortadoğu analisti Hasan Mesut Önder, tanker saldırı sonrası ısınan Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler üzerinden değerlendirmede bulunuyor. …

Bir Cevap Yazın