BİR OPERASYONUN HİKAYESİ

Bir Operasyonun Hikâyesi

Yazar : Serkan Yıldız

27 Mart’ta, PKK’nın üst düzey yönetimine, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) ortak yürüttüğü operasyonla ağır bir darbe vuruldu.

Bu operasyonu stratejik olarak incelediğimizde en öne çıkan parametre; artık kurumlar arasında bilgi saklama, muhalif davranma alışkanlığının ve istihbarata karşı koyma tekniklerinin geride kaldığını görebiliriz.

Gerçekleşen operasyonun analizine baktığımızda ise çok ciddi bir “alan çalışması” yapıldığı görülmektedir. Kandil’in gizlenme ve kamuflaj tekniklerini kullanarak uzun süredir orada gizlenen hedeflerin harekete geçtikleri anda alanda bulunan istihbarat uzmanları tarafından bu bilginin bir üst kademe olan “İstihbaratı Değerlendirme” birimlerine iletilmesi ve bu bilginin geçerliliği sonucunda operasyonun hemen başlatılma kararı alınması hiçte basit bir şey değildir.

İlgili hedeflerin harekete geçtiklerini öğrenebilmeniz için kesinlikle bir “sızma” operasyonu gerçekleştirmiş olmanız gerekmektedir. Yani siz, Kandil’de bölgesinde bulunan 300’ün üzerinde ki mağara ve suni gizlenme alanlarının hepsini birden takip ve gözlem altında tutamazsınız. Hedeflerin hareketlendiği bilgisini bu noktada almanızın iki yolu olabilir;

  1. İçeriden bir muhbire ihtiyacınız vardır ki bu muhbirler hiç bir zaman güven vermezler. Ve onlardan sağlanan bilgi ile böylesine topyekûn bir operasyona geçemezsiniz, geçmezsiniz.
  2. “İnsana dayalı istihbarat için” bilgi kaynağınızın olması gerekmektedir. Bu kesinlikle sizin kadrolarınızda olan, “güvenirliği” konusunda şüpheniz olmayan bir personel olmalıdır.

Ve elbette ki o personeli, o mağaralarda, birçok düşman biriminin içine göndermeniz, orada istihbarat toplamasını istemeniz ve onunda bunu başarması bence işin en zor kısmıdır.

Ama gerçekleşen operasyonu inceleyip, bu kadar kesin  bir sonuç alınmasına bakıldığında bu hedeflerin gizlendikleri yerden çıkıp, harekete geçtikleri kesinlikle ama kesinlikle “insana dayalı istihbaratla oluşmuş bir bilgidir. Yani bir “sızma” operasyonu gerçekleşmiştir.

İşin en zor kısmı tamamlanmış gibi gözükse de aslında bundan sonra da operasyonun başarılı olması için bazı “teknikler” vardır ve uygulanması muhakkak zorunludur.

Hedefler, harekete geçtikleri anda size bu bilgiyi sağlamış olan “kendi öz kaynağınız” hedefleri takip ve gözlemlemek için bulunduğu yerden ayrılamayacağı (ayrılması durumda çok dikkat çekici, riskli bir hareket olacağından) için hedeflerin izleyecekleri rotada canlı gözle takip yapılması gerekmektedir. Bu noktada  İHA’ları kullanamazsınız. Çünkü henüz daha bilgi tamamen bir “istihbarat” haline gelmemiştir.

Hedeflerin hareket edecekleri rotada gözle yapılan canlı teknik temas sonrası, merkez bir teyit ister. Ve işte orada işin asıl yükü, hedefleri “doğrulayan, kabul eden ve bilginin onayını” veren “gözlemcilerdedir. Bu alanda, rotada ki gözlemcilerden gelen “onay” neticesinde artık sizin ilk kaynağınızdan aldığınız “bilgi”  “istihbarata“ dönüşmüştür. Yani ilgili rota hakkındaki bilginin onaylanması için birden fazla “gözlemcininizin” olması gerekmektedir ki sanırım buda sağlanmıştır.

Hedeflerin izleyeceği rota belirlenmiş, yol üstünde ki doğal ya da suni engellere bakılmış, arazi şartları, iklimsel değişiklikler düşünülmüş, ulaştırma ile yaşayabilecekleri ikmal riskleri hesaplanmış ve işin son noktası olan; “Pointleme” yani “hedefi dijital olarak noktalama” evresine geçilmiştir.

Operasyonun bu kısmında İnsansız Hava Araçları devreye girer. Ve buda tabii ki kolay değildir. Her ne kadar teknik  bir araçlar olsa da, bu araçlar tepenizde dolaştığında gözle görülebilir, sesleri işitilebilir araçlardır. Bu İHA’ları masaları başında kullanan operatörlerinde oldukça tecrübeli ve donanımlı personel olması şarttır. Binlerce feet yukarıdan hareket halinde ki hedefleri pointlemeleri hiçte kolay bir şey değildir. Ama görünen o ki, bu konuda da başarılı olunmuştur.

Ve söz konusu operasyonun artık düğmeye basılma anı gelmiştir. Hareket halindeki hedeflerin takip ettikleri güzergâh, çok zorlu bir coğrafyadır. Oraya hava araçlarıyla personel nakletmeniz imkânsıza yakın bir harekat planıdır. Zaten bunu yapana kadar bu iş, “Gizli bir Operasyondan” çıkıp baskına döner. Karadan oraya ulaşabilmeniz ise tamamen bir mucizedir. Uygulanabilecek en “sonuç odaklı” – “risksiz” ve “başarı oranı” yüksek harekât planı tabii ki de; Havadan karaya füze sistemleri ile teröristleri etkisiz hale getirmek olacaktır. Ve hiç zaman kaybetmeden İstihbarat Halkasının son kısmı olan; “Operasyon” için düğmeye basılmış, Hava Kuvvetleri envanterindeki savaş uçakları havalanmıştır. Kulağa bu da oldukça basit gelebilir ama ilerlediğiniz bölge, düşman hava sahası… Çok az bir süreniz vardır. Dakikalarla ölçeklendirilebilecek bir süreden bahsediyorum burada… Motor çalışır, havalanırsınız ve dakikalar sizin aleyhinize akmaya başlar. Vurmanız gereken hedefin ise hareketli bir hedef olması bu operasyondaki savaş pilotlarının da yetenek ve eğitim açısından en iyilerinden biri olmasını gerekli kılar. Düşman hava sahasından, düşman bölgesine, düşman hedeflerine ateşleyeceğiniz “Havadan karaya” bir füze, size güzel bir savaş sebebi de verebilir, ülkeniz adına güzel bir başarı da… Burada yetenek savaş pilotlarındadır. Neyse ki; kucağımıza bir savaş sebebi verilmeden bu operasyon başarılı bir şekilde sonuçlandırılmıştır.

Sizin buraya kadar ortalama 8-10 dakika da okuduğunuz “bir operasyonun hikâyesi” emin olun 8-10 dakikadan çok daha az bir sürede gerçekleşmiş bir operasyondur. Bu tip “nokta atışı” gerektiren harekât planlarınızda “Gizlilik” – “Personel Kabiliyeti” – “Kurumlar arası dayanışma” – “Üstün cesaret ve hizmet” esasları olmazsa olmazınızdır. Bunlardan birinde zafiyet yaşanırsa operasyon “başarısız” olur.

Sonuç olarak, tüm maddelerin aynı anda bu kadar kısa bir süre içerisinde bir araya gelip, sonucun “başarılı” olarak hanenize yazılması inanın bana hiç ama hiç kolay değildir.

About admin

Buna gözatmalısın

Hasan Mesut Önder CIA’nin işkence yaptığını ifşa eden ajan John Kiriakou ile görüştü: “İntikam duygusuyla hareket edildi”

John Kiriakou 1990’dan Mart 2004’e kadar, önce analist, sonra da terörle mücadele operasyonları görevlisi olarak …

Bir Cevap Yazın